İçeriğe geç
Aydın Bülten

Gündelik hayata dair sade ve meraklı okumalar

Psikoloji 3 dk okuma Aslı Berkmen

Tanıdık gelen şeyi neden severiz? Aşinalığın sessiz etkisi

Bir şeyle tekrar tekrar karşılaşmak, hiçbir olumlu deneyim olmadan bile beğeniyi artırır. Bu eğilim tercihlerimizi sandığımızdan çok belirliyor.

Bir şarkıyı ilk duyduğunuzda size pek bir şey ifade etmemiştir. İkinci, üçüncü dinleyişte fena olmadığını düşünürsünüz. Onuncu dinleyişte ise sevdiğiniz şarkılar arasına girmiştir. Şarkı değişmemiştir; değişen sizin ona olan aşinalığınızdır. Psikolojide bu eğilim, tekrar karşılaşmanın tek başına beğeniyi artırması olarak tanımlanır ve gündelik hayatın şaşırtıcı derecede geniş bir alanında iş başındadır.

Etkinin en dikkat çekici yanı, herhangi bir olumlu deneyime ihtiyaç duymamasıdır. Bir yüzü, bir sözcüğü, bir sembolü defalarca görmek, o şeye dair hiçbir bilgi edinmeden bile ona karşı hafif bir sıcaklık yaratır. Zihin, daha önce gördüğü şeyi işlerken daha az çaba harcar ve bu kolaylığı hoşlanma olarak yorumlar. Yani beğendiğimizi sandığımız şey bazen sadece tanıdıklıktır.

Nereden geliyor

Bu eğilimin arkasında sade bir mantık vardır. Doğada yeni olan şey, potansiyel olarak tehlikelidir. Bir canlı bir uyaranla defalarca karşılaşmış ve zarar görmemişse, o uyaran güvenli sayılabilir. Tekrar, sessiz bir güvenlik belgesidir. Zihin bu belgeyi kelimelere dökmez; sadece huzursuzluğu azaltır ve geriye hafif bir rahatlık kalır.

Bu yüzden etkinin en güçlü olduğu durumlar, kişinin farkında olmadığı tekrarlardır. Bilinçli olarak "bunu çok gördüm" dediğimizde etki zayıflar, hatta tersine dönebilir. Fark edilmeden biriken karşılaşmalar ise en derin izi bırakır.

İnsan ilişkilerindeki karşılığı

Aynı otobüse binen, aynı katta çalışan, aynı kafede sabah kahvesi içen insanlar birbirlerine hiç konuşmadan da yakın hissetmeye başlar. Yakınlığın kurulmasında ortak ilgi alanlarından çok, sık karşılaşmanın rol oynadığını gösteren gözlemler bu yüzden şaşırtıcı değildir. Arkadaşlıkların çoğu, benzer insanlar arasında değil, sık görüşen insanlar arasında kurulur.

Bu bilgi pratik bir sonuç doğurur. Bir bağ kurmak isteyen kişi için uzun ve derin buluşmalar tek yol değildir. Kısa ama sık temaslar, seyrek ve uzun temaslardan daha güçlü bir tanıdıklık üretir. Aynı şey iş hayatı için de geçerlidir; ekipteki insanlarla arada bir yapılan kısa temaslar, yılda bir kez yapılan uzun toplantıdan daha fazla güven biriktirir.

Etkinin sınırları

Tekrar her zaman beğeniyi artırmaz. İlk izlenim belirgin biçimde olumsuzsa, tekrar bu olumsuzluğu güçlendirir. Sevmediğiniz bir sesi daha çok duymak, onu sevdirmez; rahatsızlığı katmerler. Yani tekrar, var olan eğilimi büyüten bir çarpandır, yönü kendi başına belirlemez.

İkinci sınır doygunluktur. Belli bir noktadan sonra aşinalık ilgiyi öldürür. Sürekli çalan bir şarkı, bir süre sonra bıkkınlık yaratır. Bu eğri her uyaran için farklıdır; karmaşık ve katmanlı olan şeyler doygunluğa geç ulaşır, basit olanlar çabuk tüketilir. Bir eserin yıllarca dinlenebilmesi ile bir reklam melodisinden birkaç haftada bıkılması arasındaki fark buradan gelir.

Kendi tercihlerimizi sorgulamak

Bu etkiyi bilmenin en değerli tarafı, kendi beğenilerimize daha dikkatli bakmayı sağlamasıdır. Bir görüşü doğru bulmamızın sebebi gerçekten ikna edici olması mıdır, yoksa onu çok kez duymuş olmamız mı? Bir markayı tercih etmemiz kalitesinden midir, yoksa adının her yerde karşımıza çıkmasından mı? Bu soruları sormak, tercihlerimizi ortadan kaldırmaz ama onlara biraz mesafe koyar.

Bu farkındalık özellikle bilgi tüketirken önem kazanır. Sık tekrarlanan bir iddia, doğruluğu hiç sınanmasa bile zamanla makul görünmeye başlar. Zihin, o cümleyi işlerken zorlanmadığı için ona güvenir. Bir görüşün ne kadar sık karşımıza çıktığı ile ne kadar sağlam olduğu arasında bir bağ olmadığını hatırlamak, bu otomatik güveni yavaşlatır.

Bir de tersi vardır. Yeni bir şeyle ilk karşılaşmada oluşan soğukluğa çok fazla anlam yüklememek gerekir. Yabancı bir müzik türü, alışılmadık bir yemek, farklı bir düşünce biçimi ilk temasta itici gelebilir. Bu itiş, o şeyin değeriyle değil, zihnin yeni olana verdiği doğal tepkiyle ilgilidir. Birkaç kez daha temas etmek, çoğu zaman tabloyu değiştirir. Aşinalığın beğeni ürettiğini bilmek, hem kendi beğenilerimize daha az güvenmemizi hem de yeni olana daha çok şans vermemizi sağlar.